Köşe Yazısı Detayı

UYAN DA BALIĞA GİDELİM! ---------- 18 Ocak 2015 Pazar

“Her yıl şeffaflık ve saydamlık açısından dünya sıralaması yapılıyor. Türkiye arzu ettiğimiz yerde değil. 2023’te nasıl dünya ülkeleri sıralamasında ekonomik açından ilk 10’da olma hedefimiz varsa, saydamlık, şeffaflık ve hesap verilebilirlik konusunda da ilk 10’da olma hedefimiz olmalıdır. Böyle bir hedef koymak istiyorsak, bunun gereğini yapmalıyız. Siyasetin üzerini örten karanlık gölgeleri ve şaibeleri ancak böyle kaldırabiliriz. Demokrasimiz 2023’e geldiğinde şeffaflık ve saydamlık konusunda dünyanın ilk 10 ülkesinden biri olmalıdır.

 
 

Başka bir açıdan baktığımızda, açıklanan şeffaflık ve saydamlık listesinde ilk 50 ülke arasında tek bir İslam ülkesi bulunmuyor. 50’nci sırada Malezya var. Türkiye 52’nci sıradayken, 65’inci sıraya düştü. 50 ülke arasında tek bir Müslüman ülke olmaması benim içime sinmiyor. Başbakan’ın sözlerini çok önemli buluyorum. Bir an evvel hayata geçirilmesi için elimden geleni yapacağım. Bu konuda ön almalıyız. Daha önce başlattığımız Siyasi Etik Komisyonu Kurulması’na ilişkin yasanın derhal çıkarılması için çağrı yapıyorum.

Bu çalışmaya üye verip taslak oluşmasını sağlayan tüm partilere de çağrım var. Milletvekillerinin statüsünü içeren düzenleme ile birlikte, Siyasi Etik Komisyonu kurulmasını içine alan bir yasanın seçimlerden önce yasalaşması için işbirliği yapalım. Bu metni 25’inci dönem parlamentosuna hediye edelim ve beyaz bir sayfa açılsın. Yıllardan beri tartışılan iddialar nedeniyle siyasetin ve Meclis’in üzerindeki gölgeleri ancak böyle kaldırabiliriz. Doğru olan tüm partilerin grup başkanvekillerinin imzası ile Meclis’e getirilmesidir.”

Bu sözler kimin ağzından dökülüyor?

18. Dönemde Yozgat; 20, 21, 22 ve 23. Dönemlerde Ankara Milletvekili seçilen.46, 47 ve 53. Hükümetlerde Devlet Bakanlığı, 58 ve 59. Hükümetlerde Adalet Bakanlığı yapan.60. Hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüten. 24. Dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevine seçilen Cemil Çiçek’in ağzından dökülüyor.

Yani 83’yılından bu yana TBMM’de hem yasama hemde yürütme görevlerinde bulunan SN.Çiçek söylüyor.

Türkiye’nin yıllardır yaşadığı,şimdi de kendisinin şikayet ettiği bu olumsuz tablonun baş aktörlerinden biri söylüyor.

Şimdi sormak gerekir.

Sn.Çiçek’in ağzından;”bu siyasi partiler ve seçim yasalarıyla Türkiye’de demokrasiyi kökleştirmek olası değildir,lider sultasıyla hiç bir yere varamayız.” diye ağzından çıkan bir kelam duydunuz mu?

Cumhuriyet’in genleriyle oynanırken,devletin çivisi çıkarılıp, gelenekleri paspas gibi çiğnenirken gösterdiği bir tepki oldu mu.?

Kurucusu olduğu ANAP’la başlayan AKP ile zirve yapan,özelleştirme yalanıyla tüm kamu malları yağmalanırken,peşkeş çekilirken,talan edilirken hiç vicdanı sızladı mı?

Günlerdir KAÇAK SARAY’ın maliyeti tartışılıyor,TBMM Başkanı olarak;halktan neyi saklıyorsunuz neden gerçekleri açıklamıyorsunuz diye bildin mi?

Bakın neler söyleniyor KAÇAK SARAY için:”Erdoğan için üretilen altın varaklı kadehlerin tanesi 1000 TL. Erdoğan için Manisa’da 4 bin metrekarelik özel halı üretildi. Bu halının 1 metrekaresi 100 Euro. Halının maliyeti 400 bin Euro’ya denk geliyor. Türk Parası ile 1 milyon 200 bin TL. Bu rakam 600 öğretmenin bir aylık maaşına bedelken, bir işçinin maaşı halının ancak 3 metrekaresini dokumaya yetiyor. Ak Saray’ın kaç odasının olduğunu müteahhit bile açıklayamıyor. Erdoğan, bu sayıyı “bin 150 küsur” diye açıklamıştı. Her bloğunda 180 oda olan Ak Saray’da en az 2000 oda olduğu tahmin ediliyor.”(Ankara Mimarlar Odası Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan)

Bu kadar yoksulu olan,milyonlarca insanı tek öğün yemek yiyen bu ülkede,bu israf nedir diye haykırdınız mı?

Sayıştay raporları TBMM denetimlerden kaçırılırken bir yürekli çıkışınıza rastlayabildik mi?

En demokratik haklarını kullanan işçilere,memurlara,mühendislere,öğrencilere kısaca toplumun her kesiminde ki yurttaşlara akıl almaz polis şiddeti uygulanırken,bunlar için ağzınızdan tek bir kınama sözü döküldü mü?

Gazeteciler sadece düşündüklerini ifade ettikleri için yıllarca hapis cezası istenirken,gazetelere sansür uygulanırken,muhalif gazetecilerin işine son verilirken ne yaptınız?

Cumhuriyet döneminin en büyük yolsuzluğu yaşanırken,adı yolsuzluğa karışan eski bakanları yüce divana göndermemek için yapılan usulsüzlükler için ne dediğinizi bilen var mı?

Bugün yaşadıklarımızın faturası ileri ki yıllarda, çocuklarımıza,torunlarımıza çıkacak.

Hemde çok acı bir şekilde önlerine gelecek.

“Tarihi öğrenmeyenler,daha önce başlarına gelen belâları tekrar tekrar yaşamak cezasına çarptırılırlar,”özdeyişinin kapsamı içinde Türkiye AKP iktidarıyla en bunalımlı günlerden geçiyor.

Sn.Çiçek ise;iki dönem ANAP,üç dönem AKP milletvekili olduğunu,yaptığı bakanlık görevlerini unutup yeni bir çıkışta bulunuyor.

Bu durumda size şunu söylemek düşüyor; uyanda balığa gidelim.!

Peki tüm bu olumsuzluklar yaşanırken muhalefet partileri ne yapıyor?