Köşe Yazısı Detayı

KÜRESELLEŞME YALANLARI ---------- Sunday, December 14, 2014

Küreselleşme otuz yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Bu sürede dünyada işsizlik,yoksulluk,ülkeler arası eşitsizlik,açlık,hızlı nüfus artışı,çevre sorunları,vb ortadan kalkmadığı gibi neden sürekli artmaktadır? Dünyanın %80’i henüz teknolojiden habersiz yaşamaktadır. Küreselleşmenin hamisi ABD çevre sorunlarıyla ilgili KYOTO Antlaşmasına imza atmayan tek gelişmiş ülkedir ve atmosferini önemli ölçüde kirleten de ABD sanayisidir.
Küreselleşme ve demokratikleşme adı altında ulus-devleti güçsüzleştirme niçin özellikle Türkiye’de uygulanmaktadır.ABD ve AB ülkelerine ulus devletler niçin etnik ,mezhebsel,kültürel temelde küçük birimlere bölünmemekte,stratejik kuruluşları özelleştirilmemekte,iletişim ve bilişim sektörlerine yabancı sermaye sokulmamaktadır?

 
 

Küreselleşme bahanesiyle Türkiye’de borsanın %80 ‘i , bankalarımızın %60’ı yabancı sermayenin elindedir. Batı ülkelerinin hangisinde böyle bir durum söz konusudur? Yabancı banka ve borsalarda bu hisseler en çok %30 ‘la sınırlandırılmıştır. Bizde niçin sınır yoktur? Yabancı sermaye canı istediği anda borsa ve bankaları kullanarak Türkiye ekonomisini çökertirse buna kim engel olabilecektir?

Küreselleşmenin teknolojik devrimle birlikte bir ayağı da bilgi toplumudur. Türkiye’ de bilgi toplumu olma yolunda hangi yatırımlar yapılmıştır? Silikon vadisi mi kurulmuştur? İleri teknoloji merkezleri mi oluşturulmuştur? Küreselci Batılı dostlarımız bize hangi yeni teknolojiyi transfer etmişlerdir? Türk Milletini ” uçak yapıyoruz” diye kandırıp işleri bittiğinde çekip gitmişlerdir. Bugün uçak fabrikaalrında Boeing ve Airbus gibi firmaların bazı ufak siparişleri dışında yapılan hiçbir şey yoktur.

Komünizme karşı “yeşil kuşak projesi” hazırlayıp bunun sonucu olan radikal islamı tüm İslam ülkelerinin başına bela eden bu küresel sermaye değil midir?

Küreselleşme savunucularının ileri sürdüğüne göre artık kaliteli işgücünün önemi vardır. Kaba işgücüne bilgi toplumunda yer yoktur. Madem öyle, ABD ve AB sermayesi son yirmi yıldır en büyük yatırımlarını niçin Çin’e yapmaktadır? Hani yüksk okul mezunu işgücü önemliydi? Çin’de aylık 60 dolara çqlışan işçiler Oxford mezunu da bizim haberimiz mi yoktur? Sırf bu gerekçeyle üniversite bitiren milyonlarca gencimiz işsiz bulunmakta, küresel sermaye ve yerli işbirlikçileri için ucuz işgücünü oluşturmaktadır.

T.Özal döneminde “Küreselleşiyoruz” diyerek ve hiçbir yasal düzenleme yapılmadan halkın tasarrufları,bankerle ve özel bankalar eliyle toplanmış,sonra da bankaların içi boşaltılarak devlete verilmiştir. Devlet de kurnazca gasp edilen paraların bir kısmını,devlet teminatı olduğu için devlet bütçesinden, yine halkın cebinden ödemiştir. Sonra da bu bankalar yabancılara teslim edilmiştir. Böyle bir küreselleşme anlayışı dünyada başka hangi ülkede uygulanmıştır?

Önce yeşil kuşak demişlerdi. Şimdi de Ilımlı İslam ve beraberinde Yeni Osmanlı İmparatorluğu projesiyle geldiler. Tarih bize açıkça göstermektedir ki İmparatorluğu ancak dünyanın en güçlü devleti kurar. Biz hangi gücümüzle imparatorluk kuracağız bilen var mıdır?ABD ve AB bize niye Osmanlıyı kurdurmak ister?… Çünkü Osmanlı çok uluslu ve çok dinli bir devletti. Tıpkı Osmanlıda olduğu gibi önce Türkiye’yi eyaletlere bölecekler,sonra da Kuzey Irak ta adı konmamış Kürt devletini dahil edip oradaki petrol şirketlerini korumaya alacaklardır. Yani Türklerin değil Küresel sermayenin Osmanlı Devleti kurulacaktır.Sonuçta hedef paramparça edilmiş Türkiye olacaktır.

Ulus-devletin ekonomik görevleri her zaman vardır ve bizim gibi ülkelerde bu görevlerden biri de bölgeler arası eşitsizliği ortadan kaldırmaktır. Özel teşebbüs kârlı görmüyor diye devlet bu sosyal görevinden vazgeçecek değildir. Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özel teşebbüs gitmiyorsa devlet yatırımları teşvikler yoluyla özendirilecek , yine de özel teşebbüs gitmiyorsa devlet gidecek ve ekonomik koşulları taşıyan alanlara ekonomik teşebbüsleri kuracaktır. Çünkü sosyal devlet sadece kâr mantığıyla hareket eden bir kuruluş değil, sosyal refah ve sosyal adalet ilkeleriyle donatılmış bir organizasyon olmak zorundadır.

Küreselleşme masallarıyla Türkiye uyutulmuş iç ve dış borç batağına saplanmıştır.Üretmeden tüketen bir toplum yaratılmıştır. Ülkenin en büyük silahları olan; tarım, hayvancılık yok edilmiş,ithal ürünler çarşı ve pazarları doldurmuştur.Kendimize yetecek bir çok alternatifi olan enerji kaynaklarımız görmemezlikten gelinerek, birilerini zengin edilmek adına peşkeş çekilerek yine ithalat yoluna gidilmiştir.
Yıllardır söylediklerimiz şimdi kendini göstermeye başlamıştır.
Deniz tükenmiştir,gemi karaya oturmuştur.
Elbette bu bataktan çıkmanın yolları vardır.Ancak bu yollar dış güçlerin dayattığı ekonomik reçetelerde olmadığı kesindir.
Her krizde gündeme gelen “ORTA GELİR TUZAĞI” safsatalarından vazgeçilmelidir. Türkiye bu bataktan ancak kendi iç dinamiklerini harekete geçirerek kurtulabilir.
Nasıl mı? Sorusuna verilecek, yanıtlarımız fazlasıyla vardır.