Köşe Yazısı Detayı

ALIN OSMANLICAYI BAŞINIZA ÇALIN! ---------- 7 Aralık 2014 Pazar

Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi, Osmanlı Devleti’nin hükümdarlığı boyunca resmi yazışmalarda, edebi, ilmi ve benzeri eserlerde kullanılan yazı dilidir. Önceleri sade halk Türkçesi iken zamanla, Arapça, Farsça kelime ve terkiplerin Türkçe cümle ve gramer yapısıyla birleşmesi sonucunda suni ve karma bir yazı dili olmuştur. Dil bir ulusun hafızasını,kültürünü,sanatını,yaşayış özelliklerini,toplumun tüm değerlerini dünden bugüne taşıyan bir köprüdür. Burdan yola çıkarsak, Osmanlıca’nın günümüze taşıdıklarını, halkımız tarafından ne kadar benimsenmiş ve ne kadar kullanıldığını görmek gerekir. Dil uzmanı değilim, ancak okumayı ve araştırmayı seven biriyim. Bunu örneklerle açmak istiyorum. Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü dönemde, Anadolu coğrafyasında yaşamış ozanlarımızın söyledikleri, yazdıkları az da olsa ufkumuzu açacaktır.

 
 

“Gurbet elde bir hal geldi başıma, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Derman arar iken derde düş oldum, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Kağıda yazarlar ufak yazılar, Anasız olur mu körpe kuzular? Derdi yüreğinde olan sızılar, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Abdal Pir Sultan’ım böyle buyurdu, Ayrılık donların biçti, giydirdi. Ben ayrılmaz idim, felek ayırdı, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.” PİR SULTAN ABDAL (1480-1550)

“Afşar Beğlerinde gördüm bir güzel, Kozan Ovası’ndan çeker göçünü. Kadir Mevlâm öğmüş kendi yaratmış, Sırma ile karıştırmış saçını.

Göremedim altınından, tuncundan, Öpemedim dudağının ucundan. Gözlerin sevdiğim senin ucundan, Üç, beş sene bekleyeyim Haçın’ı.

Sabahleyin kalkar, kendini öğer, Altın saç yanağın, topuğun döğer. Sade kaşlarıyla, gözleri değer, Acem ülkesinin taht u tacını.

Karac’oğlan der ki: Oynadım, güldüm, Muhabbet ne imiş, yenice bildim. Sultan pazarından, mîrîden aldım, Üç, beş sene güzellerin bacını.” KARACAOĞLAN(1606-1679 ya da 1689)

Birde Divan şairlerimizden örnekler vereyim.

“Batalı kana ohun dîde-i giryân içre Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre Yeridür sîne-i sûzânuma külhan deseler Anca kim yandı ohun sîne-i sûzan içre

Cânı ten içre ne sahlardum eger bilse idüm Ki degül gizlü gam-ı lâ´l-i lebün cân içre

Ala gör ohlarını dîdelerümden ey dil Hayfdur olmaya nâ-geh ite müjgân içre

Çâk gönlüm yarasında yaraşur peykânun Akd-i şebnem hoş olur gonca-i hand…”

FUZULİ (1480-1556)

“Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır

Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u …”

NEDİM (1681-1730 )

Osmanlı sevdalısı bu kafalar,hadi Divan Şairleri’nin eserlerini sözlüklere bakmadan çevirin.Osmanlıca’yı öğrenmek hangi ülke sorununa katkı koyacak ?

Bir dönemde Fransızca’nın ağırlığıda olmuştur.17.yüzyılda başlayan Osmanlı-Fransız ilişkileri 18-19.yüzyılda artarak devam etti.Özellikle kültür ve edebiyat alanında Tanzimat Edebiyatı’nın etkisiyle Fransızca kelimeler dilimizde yer almaya başladı ve yüzlercesi dilimize yapışıp kaldı.

Ey aydınlığın düşmanları, bu gereksiz işleri bırakın! Öncelikli göreviniz Türkçe’yi öğretmek olsun.Türkçe konuşmasını bilmeyen Türkçe öğretmenleriyle zaten dilimizi yozlaştırdınız. Lise mezunu öğrenciler gramer bilmiyor, Türkçe konuşamıyor. Buna üniversite mezunlarını da ekleyebilirsiniz.

İşin özetini Büyük Önder söylüyor; “Yeni Türk harflerini vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu yurtseverlik, ulusçuluk ödevi biliniz. Bu ödevi yaparken düşününüz ki, bir ulusun, bir toplumun yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmez türdendir, bundan insan olarak utanmak gerekir. Bu ulus, utanmak için yaratılmış bir ulus değildir; övünmek için yaratılmış, tarihini övünçlerle doldurmuş bir ulustur.”( Sarayburnu / İstanbul 1 Kasım 1928, Mustafa Kemal ATATÜRK)

Torunları dedelerinin mezar taşlarını okuyamıyorlar gerekçesiyle, Osmanlıcayı zorunlu ders yapmaya kalkışan ahmaklar,bir ülkenin geleceğini mezar taşlarına mı emanet ettiniz?

Cumhuriyet ile sorunları olan, bu çapsız,ufuksuz adamlar, ülke gündemini saptırmak için didinip duruyorlar. Farkında olmadıkları eğitimde,eğitimsiz gençlerin yetiştirildiğidir. Bu durum da onların eseridir.

Ama ne gam..?